DR. BANU TAŞÇI FRESKO İLE ALZHEİMER HASTALIĞI ÜZERİNE

DR. BANU TAŞÇI FRESKO İLE ALZHEİMER HASTALIĞI ÜZERİNE

 

 

DR. BANU TAŞÇI FRESKO İLE ALZHEİMER HASTALIĞI ÜZERİNE

 

Dünya Alzheimer Günü kapsamında, günümüzde daha sık görülmeye başlanan, hafıza ve beyin fonksiyonlarını hedef alan Alzheimer hastalığı ve yaşam tercihleriyle alınabilecek önlemleri Nöroloji Uzmanı Dr. Banu Taşcı Fresko’dan dinledik.

 

Günümüzde insanların çoğunun maruz kaldığı bu hastalığı Megapolgiyim ailesi olarak ele aldık.

 

 

Alzheimer Hastalığı Nedir?

 

 

Alzheimer hastalığı toplumda en sık görülen demans (bunama) türüdür. Hafıza, bilişsel faaliyet ve yetenek kaybı ile birlikte giden ve ilerleyen dönemde bilişsel fonksiyonların tümüyle kaybı ile sonuçlanan bir hastalıktır. Hastalığın oluşumunda pek çok faktör bir arada rol almaktadır; hangi faktörün veya faktörlerin sorumlu olduğu tam olarak bilinmemektedir.

 

 

 

Alzheimer Oluşumuna Neden Olan Faktörler Nelerdir?

 

 

Alzheimer hastalığına yol açan veya hastalığın oluşum sürecini hızlandıran pek çok faktör mevcuttur.

 

 

  • Bu faktörlerin başında nöroenflamasyon gelmektedir. Tüm beden ve bağırsaklarda var olan kronik enflamasyon zemininde beyinde artmış bağışıklık yanıtı ile birlikte iltihap hücresi sayılarında ve bağışıklık kimyasalları (sitokin) düzeylerinde artış, oksidatif stres, sinir hücresi yapısında bozulma ve ölüm, hücre yıkımı sonucu beyinde protein yapısında maddelerin birikimi görülür. Bu patolojilerin oluşturduğu hasar nöron ve sinaps kaybına yol açarak sinyal iletimi yolaklarını sekteye uğratmakta ve bilişsel yeteneklerin kaybına yol açmaktadır.

 

  • Bunların dışında Alzheimer hastalarının önemli kısmında kanlarında kronik stres bulguları ve insülin direnci bulunmaktadır.

 

  • Hastaların beyinlerinde saptanan diğer bir problem de beyin DHA düzeylerinde ve yapısal fosfolipid miktarlarında azalmadır.

 

  •  

    Hastaların bir kısmında ailevi yatkınlık mevcuttur.

 

 

 

Yukarıda sayılan faktörlerin ortaya çıkaran nedenler ise:

 

 

 

1.Batı Tipi Beslenme, Sürekli Yemek Yeme, Kilolu Olma Ve Metabolik Sendrom:

 

 

Batı tipi beslenme, günümüzde çoğunluğun beslenme şeklini oluşturan, gelişme ve sanayileşme ile birlikte hayatlarımıza daha çok giren bir beslenme şeklidir. Doymuş hayvansal yağlar, kırmızı et, kızartmalar, atıştırmalıklar, margarin (trans yağ asitleri), gluten, şekerli içecekler ve basit şekerler, tuz, işlenmiş ürünler, inek sütü ürünleri ve yaygın gıda katkı maddesi içeriği yüksektir; lif oranı düşüktür.

İşlenmiş gıdalar ayrıca renklendiriciler, koruyucular, emülgatörler, antibiyotikler ve ayrıca bağırsak mikrobiyotası ve D vitamini seviyeleri üzerinde zararlı etkileri olan ağır metaller, pestisitler ve herbisitler içerirler.

Batı tipi beslenen insanlar hem yedikleri hem de yemedikleri ile beyinlerine zarar verir ve Alzheimer hastalığı risklerini artırırlar.

Batı tipi beslenmede eksik kalan ve beyin sağlığı için çok önemli besinler ve bileşenler şunlardır: Sebze, meyve, mantar, baklagiller, balık, kabuklu deniz ürünleri, kabuklular, bitter çikolata, baharatlar ve zeytinyağı, çözülmeyen lifler/prebiyotikler, vitaminler (A, D, B12, B6, E ve C vitaminleri), polifenoller, mineraller (magnezyum, çinko ve selenyum), omega-3 çoklu doymamış uzun zincirli yağ asitleri, tiyolik asitler (antioksidanlar) (alfa-lipoik asit (ALA), N-asetil sistein ve glutatyon.

Gün içerisinde sağlıklı veya sağlıksız sürekli olarak bir şeyler yemek insülin düzeylerini yüksek tutarak, hareketsizlik ile de birleşince insülin direncine neden olur.

Alzheimer hastalığının en önemli risk faktörlerinden birisi insülin direnci ve kan şekeri yüksekliğidir. Sürekli yemek yemek ayrıca bağırsak bakterilerine de iyi gelmez; zararlı bakterilerin sayısını artırır ve bağırsak çeperine uzun vadede zarar verir (özellikle sağlıksız besleniliyorsa).

Batı tipi beslenme ve hareketsizlik uzun vadede kilo alımına ve/veya metabolik sendroma yol açar. Hastalarda göbek çevresinde yağlanma, kan şekeri ve kolesterol düzeylerinde yükselme, iyi kolesterol düzeylerinde düşme ve yüksek tansiyon görülür.

Hiperlipidemi, iskemik kalp damar hastalığı, damar sertleşmesi ve yüksek tansiyon varlığı demans gelişme riskini artırır. Kilo veren erken dönem hastaların bulgularının ilerlemediği, bir kısmında ise gerilediği gösterilmiştir.

 

 

 

2. Kronik Stres:

 

 

Kronik stres uzun vadede hem bağırsaklara hem bağırsaktaki canlılara hem de beyne zarar verir, enflamasyona ve oksidatif strese neden olur. Kronik stres, depresyona neden olur; depresyon Alzheimer hastalığının en önemli risk faktörlerinden birisidir.

 

 

 

3. Hareketsizlik:

 

 

Hareketsizlik enflamasyonu artırır, beyni küçültür, oksidatif strese neden olur, kilo almaya eğilim ve insülin direncine/metabolik sendroma yol açar. Böylelikle Alzheimer hastalığı riskini artırır.

 

 

 

4. Proton Pompası İnhibitörleri (PPİ) Kullanımı:

 

 

Mide koruyucu proton pompası inhibitörleri, beyinde nörotoksisiteyi artırır, oksidatif stres ve enflamasyona neden olur ve hippokampal nöroplastisiteyi de etkiler.

Hastaların kaydetme, motor ve cevap verme hızları azalır, yeni bilgileri öğrenme yetenekleri, dikkat ve bilgiyi saklama yetileri geriler, karmaşık problemleri daha zor çözer, dikkat dağınıklığı olur ve planlama yetisi bozulur. PPİ tedavisinin, hastalarda depresyonu ve depresif bulguları artırabildiği bilinmektedir.

 

 

 

5. Demans Oluşumuna Neden Olabilecek Veya Katkıda Bulanabilecek Diğer PPİ Kaynaklı Faktörler:

 

 

B12 vitamini eksikliği, homosistein düzeylerindeki yükseklik, D vitamini düzeylerinin düşmesi, oksidatif stres, insülin direnci ve nöroenflamasyondur. B12 eksikliği ve homosistein yüksekliği damar endotel hücrelerinde harabiyete neden olarak demans oluşum sürecini hızlandırabilir.

 

 

 

Alzheimer’ın Belirtileri Nelerdir?

 

 

  • Unutkanlık

 

  • Düşüncede yavaşlama

 

  • Kelime bulma güçlüğü

 

  • Kullanılan kelime sayısında azalma

 

  • Yeni bilgileri öğrenme güçlüğü

 

  • Durgunluk, kayıtsızlık

 

  • Kafa karışıklığı

 

  • Koku almada azalma

 

  • Plan yapamama, planlara uyamama

 

  • Muhakeme kusurları

 

  • Duygu durum değişiklikleri

 

  • Karakter değişiklikleri

 

  • Yolda kaybolma, şaşırma

 

  • Tekrar tekrar soru sorma

 

  • Banka ve parasal konularda problemler

 

  • Kişisel bakımda bozulmalar

 

  • Şüpheci saplantılı düşünme

 

  • Hareketlerde yavaşlama

 

  • Zaman mevhumunda kayıp

 

  • Kişileri/aile bireylerini tanımama, isimleri hatırlayamama

 

  • Bilişsel faaliyetlerde total kayıp

 

 

 

Geri Döndürmek Ve Yavaşlatmak Mümkün Mü?

 

 

Hastalar doktora unutkanlık yakınması ile baş vurduklarında veya hasta yakınları unutkanlıkları fark etmeye başladıklarında sürecin en azından 10 senedir var olduğu/devam etmekte olduğu düşünülmektedir.

Bu nedenle özellikle ilerlemiş olgularda geriye dönüş neredeyse imkansızdır. Ancak erken-orta seviyede, hastalar gerekli yaşam koşullarını değiştirdikten sonra bulguların ilerlemesi durmakta, küçük bir grup hastada ise iyileşme görülebilmektedir.

Bu nedenle daha ortada hiçbir şikayet yokken sağlıklı beslenme ve düzenli egzersize başlamak çok önemlidir.

 

 

 

Alzheimer Hastalığını Önlemek İçin Nasıl Bir Yaşam Tarzı Sürdürmeliyiz?

 

 

 

 

 

Hem sağlıklı beslenmeli hem de her gün düzenli hareket etmeliyiz. Sağlıklı beslenmek için:

 

 

  • İşlenmiş, katkı maddeli, şeker ve fruktoz içeriği yüksek besinler tüketmemeli,

 

  • Gluteni hayatımızdan çıkartmalı,

 

  • İnek sütü ürünlerini tüketmemeli, keçi ve koyun ürünlerini çok az tüketmeli,

 

  • Doymuş yağ ve kırmızı et tüketimini kısıtlamalı,

 

  • Omega 3 ve DHA tüketimini artırmalıyız. Bunu yapmanın en kolay ve sağlıklı yolu bol yeşillik ile beraber balık tüketmeli,

 

  • Ayrıca bağırsak bakterilerimizi beslemek ve enflamasyonu azaltmak için her öğün sebze ve yeşillik yemek, aşırıya kaçmadan meyve ve kuruyemiş tüketmeli,

 

  • Su içmeyi unutmamalı,

 

  • Sigara kullanmamalı,

 

  • Alkolü çok nadir tüketmeliyiz.

 

Bu beslenme düzeni ile birlikte her gün en az yarım saat yürüyüş yapmalıyız. Yürüyüş yapmak, oksidatif süreç, BDNF düzeyleri, insülin direnci ve nöroenflamasyona iyi gelir, hem beyin yaşlanmasını önler/yavaşlatır, nöroplastisiteyi/beynin esnekliğini artırır, hem de hastalığı yerleşmiş demans hastalarında kötüye gidişi durdurur.

BDNF, Brain Derived Neurotrophic Factor kelimelerinin baş harflerinden oluşmaktadır, beyinde türetilmiş sinir hücresi büyüme faktörü demektir. Öğrenme, yeni beceriler kazanma, hafıza ve duygu durum üzerine pek çok etkisi vardır. Alzheimer veya Parkinson hastalığı gibi dejenerasyon ile giden hastalıklarda, hastaların beyinlerinde BDNF düzeyleri düşük bulunmaktadır.

BDNF düzeylerinizi düşürmemek veya yükseltmek için yürüyüş ile birlikte; sağlıklı beslenmek, özellikle şeker tüketmemek, aralıklı beslenmek, güneşin altında ve açık havada zaman geçirmek, kilo vermek, sosyal ilişkileri canlı tutmak, düzenli uyumaya dikkat etmek ve stresle baş etmek önemlidir; tüm bunlar Alzheimer hastalığı gelişme riskinizi de azaltır.

 

 

 

Yaş Ve Alzheimer Riski Birbiriyle İlişkili Midir? Belirli Yaş Gruplarının Belirli Önlemler Alması Gerekir Mi?

 

 

Batı toplumlarında 40’lı yaşlardan itibaren beyinlerde değişikliklerin başladığı ve hayat tarzı ve/veya diyet gibi çevresel faktörlerin genetik yatkınlık ile birleşimi ile 60’lı yaşlardan itibaren hastalığı ortaya çıkardığı varsayılmaktadır.

Yaşla beraber hem nöron kaybı hem de oksidatif stres arttığı için yaşla beraber Alzheimer hastalığı gelişme riski artmaktadır. 65 yaşın üstündeki her 14 kişiden birinde, 80 yaşın üstündeki her 6 kişiden birinde görülür.

 

 

 

Yaşlılıkla Beraber Gelen Hafif Düzey Unutkanlık Ve Alzheimer Arasında Bir Bağ Var Mı?

 

 

Maalesef vardır. Bu nedenle en küçük şüphede muayene olup, gerekli testler yapıldıktan sonra sağlıklı beslenme ve düzenli egzersize geçmek önemlidir. Tabii daha da iyisi, bulguların ortay çıkmasını beklemeden bunları yapmak.

 

 

 

Alzheimer Yaşam Süresini Nasıl Etkiler?

 

 

Belirgin olarak etkilemez; etkileyen hastaların var olan diğer kalp damar, hipertansiyon, şeker hastalığı gibi sorunlarıdır.

 

 

 

APOE e4 Geni Nedir? Bu Geni Taşıyan Bireyler İçin Alzheimer Kaçınılmaz Mı?

 

 

Kanda ve hücre duvarlarında kullanılan lipoproteinlerin sentezini düzenleyen bir gendir; APOE4 genine sahip insanlarda hem Alzheimer riski hem daha erken görülme olasılığı artar.

Ancak bu gene sahip olmak sadece olası yatkınlığı gösterir, bu gene sahip olmanız her zaman Alzheimer hastalığı olmanız ile sonuçlanmaz. Toplumun yüzde 14’ü APOE4 genini taşır. Sağlıklı beslenen ve düzenli egzersiz yapan APOE4 genine sahip kimseler, Batı tip beslenen ve hareket etmeyen kimselerden çok daha sağlıklı bulunmuştur.

 

 

 

Eylül Ayı “Sağlıklı Yaşlanma” Ayı Olarak Da Anılıyor. Sizin İçin Sağlıklı Yaşlanmak Ne Demek? Sağlıklı Yaşlanabilmek İçin Önerileriniz Ne Olur?

 

 

 

Benim için sağlıklı yaşlanmak, bilişsel faaliyetlerimde bir azalma olmadan, kimseye bağlı kalmadan yaşlanmak demek. Aynı zamanda ağrı çekmeden, tüm bedensel fonksiyonlarımı istediğim şekilde sürdürebildiğim bir süreç tabii ki. Saçımın beyazladığı, cildimin kırıştığı ama beynimin ve ruhumun yaşlanmadığı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler: DR. BANU TAŞÇI FRESKO İLE ALZHEİMER HASTALIĞI ÜZERİNE
Eylül 21, 2020
Listeye dön
Çerez Kullanımı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.